Davula ne zaman basladim?

Müzik ile nasıl tanıştım?
4x4' te ne zamandır varsınız?
Bugüne kadar nerelerde caldınız?
Bir gün 4x4‘le yollar ayrılabilir mi?
Bateriyle yasadığınız enteresan bir şeyler varsa:)
Bateri meraklılarına neler söylersiniz?

I HIT THINGS ” Ben bir şeylere vururum, Güzel bir anlatım! Adına Türkçede davul denilen, İngilizce eş anlamı drum olan, ancak ülkemizin kibarlaşmaya çalıştığı dönemlerde (başarıp başaramadığı ayrı bir konu:) Fransızcadan devşirilen bateri kelimesi kadar beni irkilten bir şey daha olmadı. Hala ramazan davulcularını aşağılamamızdanmıdır, ya da ‘ kızı başı boş bırakırsan ya davulcuya kaçar ya zurnacıya ' gibi şahane ötesi bir atasözüne sahip olmamızdan mıdır bilinmez; Baterist kelimesi içgüdülerine hakim olamayıp bir şeylere vuran ve bunlardan ses çıkarıp hayata aktaran insanların kibar ötesi ismi haline geldi.

Ne çalıyorsun?
- Davulcuyum.
Ha hah ramazan davulcusu mu?

- Ya da Ben davulcuyum? Yok canım o bateri. Gibi yüz binlerce defa ben ve meslektaşlarımın karşılaştığı replikler onları bilmem ama beni ifrit etmekte. Ben davulcuyum. Ha birde şu ihtimal var; gitarist, piyanist, vokalist, basist, perkisyonist, davulcu! Çok sığ kaçmış olabilir mi:)

Evladım sen gitar çal dönemleri, müzisyen ama mimar, müzisyen ama aslında eczacı tabirleri ile yarışı kafaya kafaya götürürken. Bende hırsımı almak için bir şeylere vurma ihtiyacı duymuş olabilirim. Basketbol oynadığım okulun bahçesinin bir köşesinden gelen çıplak davul sesi, beni topun ritminden davulun ritmine çekti sanırım.Ve arkasından olanlar oldu ben de davulcu ama üniversite mezunu kervanına ilk adımı attım. Ritim tutmak, bir şeylere vurmak, vururken bagetten ele oradan kol kaslarına ve beyine ardından aynı yolu takip ederek geri giden tüm titreşimlerin, beynimi huzura kavuşturduğunu anlamaya başladım. Hele hele bunu yaparken bütün vücudumun bunun içinde olduğunu, bedenimin onunla beraber dans ettiğini, içimden müziğin kaydığını hissetmek beni daha da cezp etti. Keşke bununla sınırlı kalsa idi. İnsanlar arkadaşları ile konuşarak anlaşamazken, ben kendi çetemin üyeleri ile bakışmadan bile sözlerden önemli bir gücün varlığını hissettim. Dahası bunların hepsi büyülü bir ortamda gelişirken,konuşarak anlaşamadığınız insanların sizi hayranlıkla dinlediklerini ve izlediğini gördüm. Dönüşü olmayan kavşak ta idim artık ve vurmaktan başka çarem kalmamıştı. Seksi anımsatan ayak darbeleri, amiyane tabiri ile kafasına kafasına çakan vuruşlar, daha güçlü vurdukça sesi kesilen insanların gözleri; -Davulun sesi uzaktan hoş gelir- atasözünü ortaya çıkaran kültürün aslında düşünmeye bile hakkının bulunmadığını kanıtladı bana ve ben daha güçlü vurdum. Aynanın öbür yüzü nedir peki? Hiçbir şey. Vur patlasın çal oynasın işte bu sözü seviyorum, ağlayarak çalsamda.

Hepimizin içinde bir ritm duygusu var; yalan
Hayatında bir ritmi var; yalan
Kalbimiz bile ritmik atıyor; silme yalan
Sen dişlerinle davul çaldın mı? Evet
Bunu yapmak için deli olmak lazım ve ben deliyim, iyi ki de deliyim.
Zamanın ritmini ben tutuyorum.
Hayatın ritmini yavaşlatmak elimde.
Kalbim ise tekliyebiliyor, hızı ise dakikada 60 ile 90 bpm (1 dakikadaki eşit vuruş sayısı)
Ben 200bpm de çalabiliyorum, ölmüş olmam lazımdı:)
Bakır madeni, kalay madeni ile karışır bronz olur, ısıtılır, silindirden geçer, elle dövülür zil olur.
Ağaçlar anlatmaya gerek yok şahane canlılardır, kesilir yuvarlanır davul olur basit değil mi?
Doğanın sesi, zamanın kısıtlamasında benim ritmimi yakalar, ses titreşimleri kulağın yardımı ile beyinde hayat bulur ve göz benim ilkel darbelerimle, izleyenlerin ruhlarına hapsettikleri
Vahşilikleri ile alay edebilmem deki yardımcımdır .
Ben bir şeylere vururum. Bazen kontrollü bazen amaçsızca, çünkü o beni vurmam için çağırır.
Gelelim işin magazin boyutuna:)
Davul çalmak benim için bir tutku idi. Lise yıllarında başladım. Arkadaşlarım la beraber kendi grubumuzu kurduk ve konserler verdik. Hem kendi bestelerimizi hem de cover parçalar yapıyorduk. Tabii ki herkes aynı yolda kalmadı, bazıları bambaşka alanlara kaydılar, hayat bu değil mi, ama benim gibiler yollarına devam ettiler. Ve şimdi buradayız. Müziğin gücü olmalı sanırım. dört X dört'ten evvel 80'lerin sonunu, 90'lı yılları ve 2000'in başını değişik sanatçı ve gruplarla çalışarak yaşadım. Bunların arasında ‘Badluck, Teoman, Haluk Levent, Demir Demirkan, Indians, Serdar Öztop, Asım Can Gündüz, Gür Akad' v.s' yi sayabilirim. dört X dört ardından geldi. Hiç yollarımı ayırmayı düşünmedim. dört X dört çok iyi bir grup. Bateristi olmaktan gurur duyuyorum. Avrupaya'da açılmayı düşünüyoruz. Eurovision teklifi gelirse değerlendiririz tabii ki. Genç bateristlere tavsiyem dünyayı takip etmeleri olacaktır. Bence dünyanın en iyi bateristide ‘ Lars Ulrich ' dir. Örnek aldığım bateristler arasında Lars Ulrich ve Dave Weckl başta gelmektedir, ülkemizde de Volkan Öktem'i çok beğeniyorum. Rock müzik bir kendini ifade biçimi. Ülkemizde rock müziğin yükselişini çok olumlu buluyorum Artık bizden de dünya çapında bir baterist çıkacağına eminim. Bir çok kültürün harmanlandığı ülkemiz bir sanat bahçesi bence, çiçeksiz, duru ve yalın. Bence herkes en az bir enstrüman çalmalı. Özellikle vurmalı çalgıların strese iyi geldiği söyleniyor. Bence çok önemli. Milli vurmalı çalgılarımıza da Latin perküsyonu kadar önem vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Profesyonel Bateristlik topçuluk kadar kazandırmasa da malzemeci kadar kazanma imkanları gelişti ülkemizde, tabii bateri sanatını icra etmek kolay değil ancak çalışarak neden olmasın. Bateriyi seviyorum, bence herkes denemeli.

Albüm kapağı teşekkürler ‘ balığa denizden başkası azaptır '

Arbak iletisim

Her türlü sorunuz ile ilgili benimle bağlantıya geçebilirsiniz::))
e: arbak@arbak.net

Konser, atölye çalışmaları v.b. için...
Zeynep Altınçekiç
e: zeynepaltincekic@gmail.com
m: 0535 561 4080

1E1 Davul Dersleri ile ilgili bilgi almak için...
m: 0 533 632 2600 ( 10.00- 20.00 )

Online daul kayıt ile ilgili bilgi almak için...
m: 0 533 632 2600 ( 10.00- 20.00 )

Arbak Haberler
Arbak Tweets
Featured Project